Küresel iklim krizi, bilim insanları ve çeşitli aktivistler tarafından büyük bir ciddiyetle ele alınmaya devam ediyor. Özellikle deniz seviyesinin sürekli yükselmesi ve buzulların erimesi, bu konunun en çarpıcı yönlerini oluşturuyor. Yeni bir araştırma, 1960 yılından bu yana deniz seviyesi artışının nedenlerini daha net bir şekilde ortaya koyarak, bilim dünyasında uzun süredir tartışılan bazı belirsizlikleri gidermiş durumda.
Science Advances dergisinde yayımlanan bu çalışmaya göre, küresel deniz seviyesi 1960-2023 yılları arasında yıllık ortalama 2 milimetre yükseldi. Ancak son yıllarda, özellikle 2005-2023 döneminde bu artışın hızlandığı ve yıllık yaklaşık 4 milimetreye ulaştığı ifade ediliyor. Araştırmacılar, okyanusların ısınmasının bu hızlanmanın en önemli nedeni olduğunu belirtiyor. Bilim insanlarına göre deniz seviyesi artışının yaklaşık yüzde 43’ü, ısınan suyun genleşmesiyle ilişkilendiriliyor. Dağ buzullarının erimesi bu artışa yüzde 27 oranında katkıda bulunurken, kara üzerindeki su depolarındaki değişimlerin toplam artışa etkisi ise yaklaşık yüzde 3 düzeyinde.
Yeni çalışmanın dikkate değer bir diğer bulgusu, uzun süredir gözlemlenen deniz seviyesi artışı ile hesaplanan nedenler arasındaki farklılığın önemli ölçüde kapatılmış olması. Araştırmada kullanılan gelişmiş uydu verileri, buz tabakası ölçümleri ve kara hareketlerini dikkate alan metodolojiler, bu uyumsuzluğu gidermeye yardımcı olmuş. Çalışma, daha önce yayımlanan NASA araştırmalarıyla da örtüşüyor. NASA’nın 2018’deki bulguları, deniz seviyesindeki artışın özellikle 1990’lardan bu yana hızlandığını göstermişti. 1990’larda artış hızı yılda yaklaşık 2,5 milimetreyken, sonraki yıllarda 3,4 milimetreyi aşmıştı. Özellikle Grönland ve Antarktika’daki buz kaybının bu hızlanmada önemli bir rol oynadığı vurgulanmıştı.
Uzmanlar, deniz seviyesindeki yükselişin gelecekteki tehditlerin yanı sıra günümüzde de etkilerini hissettirdiğini belirtiyor. Pasifik adaları, kıyı kentleri ve alçak rakımlı bölgelerde taşkın riski artarken, tuzlu suyun tarım arazilerine karışması ve kıyı altyapısının zarar görmesi gibi sorunlar da yükselişe geçiyor. Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) tarafından yayımlanan bir raporda, Pasifik Okyanusu’ndaki bazı bölgelerde deniz seviyesinin küresel ortalamanın üzerinde yükseldiği ve küçük ada devletlerinin ciddi tehditlerle karşı karşıya olduğu belirtilmişti.
Araştırmacılar, sera gazı emisyonları sabitlense bile okyanusların yavaş ısınma dinamikleri nedeniyle deniz seviyesinin yüzyıllar boyunca yükselmeye devam edeceğini vurguluyor. Bu nedenle, uzmanlar kıyı kentlerinin gelecekteki taşkın risklerine karşı yeniden planlanması ve iklim politikalarının hızlandırılması gerektiği konusunda hemfikir.